26 Ağustos 2015 Çarşamba

Stefan Zweig - Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

2



Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Stefan Zweig
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa: 62


Arka Kapak : 
Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920'li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda "mutlak aşk" kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!


                                                                            ★


Alıntılar : 

** Ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de, kendisine acınmasını da, teselli edilmeyi de istemez.

** Seni sen kim isen o olarak seviyorum, sıcakkanlı ve çabuk unutan, kendini veren ve sadık kalmayan, seni yalnızca her zaman kim idiysen ve şimdi de hala kimsen o halinle seviyorum.

** Yeryüzünde hiçbir şey kuytuluklardaki bir çocuğun fark edilmeyen sevgisiyle karşılaştırılamaz.


Yorum : 
Herkese Merhabaa :)

Daha iki ay önce kitap okuyamama durumdaki arkadaşlarıma ufak tavsiyeler verirken , şimdi ben tam da o durumdayım.Pek çok etkenden dolayı normal okuma tempomu düşürdüğüm farkındayım o yüzden buna bir engel olarak hiç okumama yerine daha ince kitapları okumayı tercih ediyorum.Stefan Zweing'in ilk olarak Satranç kitabını okumuştum.Benim çok hoşuma gitmişti.Bilinmeyen bir kadının mektubu kitabını da beğendim.Kitap da platonik aşık bir kadının isimsiz mektubu yer alıyor.Uzun yıllar bunu kendi içinde yaşayan kadın , en sonunda bir acının patlak vermesiyle sevdiği adama bu mektup yazıyor.Tabiki olaylar olaylar :))

Kitabın yayınlanmış bir filmi de var :)

Stefan Zweig 'ın okuduğum ikinci öyküsü bunu da beğendim.Eğer platonik bir aşkın nasıl yaşandığını ve ya  nelere sebep olduğunu merak ederseniz bu kitabı okumalısınız :):)











16 Ağustos 2015 Pazar

İlhami Algör - Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

1


Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
İlhami Algör
İletişim Yayınları
Sayfa : 65


Arka Kapak :  
"Her şeyin iyi gittiğini nerden çıkarıyorsun?" dedi. "Herif rüzgârı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı." "Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku," dedim. Tırsmaya başlamıştım. Haklı olabilirdi. "Evet, biraz sapık ve tek taraflı bir tutku," dedi, arkasını dönüp gitti. Hikâyeye göre adam, kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor, eve sığmıyor... Bülbülün çilesi, yazarın zulası... İnceden sarma bir sigara, inceden bir bardak... Jak Danyel isimli bir şişe, Hicran isimli bir yara, tuhaf isimli bir roman. Kafamız iyi, açmayın kapağı, biz böyle iyiyiz.

İlhami Algör, alelacayip aşkların ve oyunbazlığın, hüzünlü dolambaçların yazarı. Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İtalyan Yokuşu'ndan aşağı, rüzgâra asılıp Tophane'ye inen roman. Avaramu! 
(Tanıtım Bülteninden)

                                                                            ★

Alıntılar : 

-- “Her şeyin iyi gittiğini nerden çıkarıyorsun?” dedi. “Herif rüzgarı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı.” “Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku,” dedim. Tırsmaya başlamıştım. Haklı olabilirdi. “Evet, biraz sapık ve tek taraflı bir tutku,” dedi, arkasını dönüp gitti.

** “Artık sevdiğim kadını özlemek ve akşamaları ona hikayeler vermek için, sabahın kör vakitlerinde, şehrin bir yerlerine giden adamın hikayesine devam edebilir miydim ? Edemezmişim gibi geliyordu. Bilmiyordum.”

-- “Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim. önemsemedim.”

** “Ağlamayan kadın, ağlatacak kadındır.”

** '' Ulan dedim ''bu milletin tarih kitabına ihtiyacı yok.Şarkıları peşpeşe diz, koy, kasete ver radyodan.''

                                                                               ★

Yorum : Avaramu !! diye başlamak istiyorum.Bu nasıl bir güzel kitaptı bana göre.Çünkü okuyucuların bir kısmı 'çok beğenmiş ' bir kısmı 'hiç beğenmemiş' bir kısım ise ' ehh işte 'diyor.Türü kısa roman olarak geçen kitabın konusundan kısaca bahsetmek 58 sayfadan oluşan bu kitap  , Ana karakter Arifin , Müzeyyen'e karşı hissettiği derin duyguların ve artık sıkıcı bulduğu hayatında , bu tutkuyu mantıklı bir yere koyamayışının hikayesidir.Hem de , pek öyle ''mutlu '' denilebilecek bir sona sahip değildir.Çünkü bu bir aşk hikayesi değil , ayrılık hikayesidir.Kitabın devamı olan Albayım Beni Nezahat İle Evlendir kitabını da en kısa zamanda okumak istiyorum :)

Ayrıca kitabın 2014 yayınlanan başrollerinde Erdal Beşikçioğlu ve Sezin Akbaşoğullarının yer aldığı bir filmi mevcut oda en kısa zamanda izlenecektir. :)